20 Ekim 2012 Cumartesi

Toyota War





      Anyone interested in international relations, wars and conflicts has probably remarked an ever present theme from the war zone pictures; a Toyota pickup ridden by armed men. This image from the war zones is as common as the image of people holding AK-47s, aka Kalashnikovs. 

Toyota Hilux and AK-47s


     Ever since Toyota’s pickup, the Hilux, was introduced in 1968, it has become the indispensable commodity of all conflicts, especially in Africa and Asia. This multifaceted vehicle was as good as for carrying people as for mounting machine guns. Toyota gained a so great reputation that a war has even been named after it; Toyota War. The war fought between Libya and Chad in 1986 and 1987 has been named after Toyota’s indestructible pickup, which has intensely been used as technical by Chadian troops.

Libya civil war 2011


Toyota in Afghanistan


       From Liberia to Mogadishu it has been used in almost every single conflict in Africa in the 80s and 90s. The Toyota pickup continued its successful career in the next decade in Afghanistan. Rolling against the heavily armored humvees of the American army the Toyota pickup continues to be the vehicle of choice of Taliban and other groups. Like the AK-47, the Hilux is somewhat easily accessible, affordable and probably most importantly during a conflict, is astonishingly reliable. 

Top Gear's Toyota Hilux
     


Actually its reliability and the indestructibility of this car is so well known in the automotive industry that few years back the British TV show Top Gear proved it with a series of ruthless tests. After managing to survive in one piece all the savage tests, the Toyota pickup was finally given a rest in a Top Gear fashion hall of fame.  

   


  It seems that as long as wars will continue to exist and that Toyota will be producing it, the Hilux will continue to be the real hero of the terrorists, freedom fighters and many others. 


18 Ekim 2012 Perşembe

Türkiye’nin Ortadoğu serüvenleri



     Son dönemde Türkiye Kuzey, Güney ve Doğu sınır komşularıyla Suriye konusunda tamamen ters düşmeye başladı. İran’ın uzun zamandır Suriye devletine yardım ettiği açıkça biliniyor. Öte yandan Rusya’nın da Suriye devletinin yanında olduğu uzun zamandır ortada. Öte yandan geçtiğimiz günlerde Irak Başbakanı Maliki’nin Moskova’ya yaptığı ziyaret de ayrı bir önem taşıyor. Maliki uzun süredir Suriye’de tarafsız bir siyaset yürütme iddiasında ve krizin sadece Suriye içerisindeki taraflarca dış müdahale olmadan çözülebileceğini söylüyor. Son olarak İnterfax’a verdiği röportajda bu konudaki pozisyonunu açıkça belirtiyor ve Türkiye’yi çok tehlikeli oyunlar oynamakla suçluyor.
     
Maliki ve Putin - Agence France-Presse
    
    Irak ve Rusya ilişkilerine bakacak olursak, bu ikili arasında ABD’nin Irak’tan uzaklaşmasından beri bir yakınlaşma söz konusu. Özellikle Exxon gibi bazı büyük Amerikan enerji şirketlerinin Kürt yönetimiyle anlaşmaları Bağdat’ı kızdırmış vaziyette. Irak ve Rusya arasında yapılan 4 milyar dolarlı bulan silah anlaşmaları ve Irak’ın Amerikan şirketleri yerine Rus petrol ve doğalgaz firmalarını büyük devlet ihalelerine davet etmesi Bağdat ve Moskova arasındaki yakınlaşmayı açıkça gösteriyor.
Bu çerçevede her iki ülkenin de Suriye konusundaki tutumlarının benzer olduğunu unutmamak lazım. Öte yandan, Maliki her ne kadar iddiaları reddetse de İran’dan Suriye’ye Irak üzerinden uçaklarla silah taşındığı düşüncesi Batı’da hâkim. 

İran uçağı - Reuters
     Kısacası Batı komşularımız hariç diğer tüm komşularımızla Suriye konusunda tam bir görüş zıtlığı içerisindeyiz.İran, Irak ve Suriye hattında var olan Şii eksenine güçlü bir Rus desteği var. Aynı zamanda Türkiye’de pek sık gündeme gelmemekle beraber Lübnan’da Şii’lerin önemli bir varlığı bulunmakta. Lübnan’daki bu grubun da Suriye hükümetine destek verdiğini düşünmek yanlış olmaz.
 Bu Şii bloğun karşısında ise Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’den oluşan bir blok var. Bu Sünni bloğun görünmeyen lideri ise Amerika’dır. Amerika’nın Suriye’deki rejimin devrilmesi için verdiği destekten Irak, Libya ve diğer geçmiş deneyimlerden çok da ders almadığı anlaşılıyor. Aynı şekilde bu kötü örneklerden Türkiye’nin de pek ders aldığı söylenemez. Almış olsaydı Suriye’deki çatışmaları körüklemeyi göze alarak savaşan taraflardan birisine destek olmazdı. Suriye’deki durumun bugün geldiği noktada ise artık çatışmaların Suriye hükümeti ve muhalifleri arasındaki bir meseleden ibaret olduğunu söylemek doğru olmaz. Nitekim Türk ve Amerikan hükümetlerinin Suriye rejimi aleyhindeki açıklamalarına karşın Rusya’nın ve İran’ın bu rejimi açıkça destekleyici sözlerini dikkatlice değerlendirmek gereklidir. Öte yandan Katar ve Suudi Arabistan Suriye’deki rejime karşı olduklarını çok önceden belli etmiş olmalarına rağmen bugün Suriye’deki rejimin baş düşmanı olarak Türkiye gözükmektedir. Türkiye’nin bu pozisyonu özellikle önemli iktisadi ilişkiler içerisinde olduğu Rusya, İran ve Irak ile ilişkilerini tehdit edebilir. Unutmamak gerekli ki Türkiye doğalgaz ihtiyacının büyük bir kısmını İran ve Rusya’dan karşılamaktadır. Öte yandan Irak hükümeti de her fırsatta Türkiye’nin politikalarından rahatsız olduğunu belli eden açıklamalar ve davranışlar sergilemektedir. Nitekim bugün (18.10.2012) gelen bir haber Suudi Arabistan’a çalışmak için giden Türk işçilerinin gerekli belgeleri ve vizeleri olmadığı gerekçesiyle Bağdat yönetimince alıkonduğu yönündeydi. 

Clinton Asya Pasifik toplantısında -
Ajanslar
     Türkiye’nin son dönemde izlediği uluslararası politikalarla ilgili olarak sıkça tekrarlanmaya başlanan sınır komşularından hızla uzaklaştığı fikrine katılmamak mümkün değil. 

     Bu çerçevede Türkiye Ortadoğu yaşamak zorunda ve kalıcı olanın Amerika değil kendisi olduğunu hatırlaması yararına olacaktır. Nitekim son dönemlerde Amerikan’ın Asya Pasifik bölgesine yoğunlaşmaya başlaması ve Amerika’da birçoklarınca da ifade edildiği gibi Ortadoğu’dan uzaklaşma fikri bu ülke siyasetinde de ağır basmaya başlamıştır.
Yarın bir gün Amerika bu coğrafyadan çıktığında Türkiye şu anda politikalarıyla yaratmak ve şekillendirmekle meşgul olduğu Ortadoğu ile baş başa kalacağını unutmamalıdır.    


Kaynakça:
Tanguy Struye de Swielande, The Reassertion of the United States in the Asia-Pacific Region (http://www.carlisle.army.mil/USAWC/parameters/Articles/2012spring/Struye_de_Swielande.pdf) 
Le Monde 
RT News 
Agence France-Presse