Nasıl bir ülkede yaşadığımızı, nasıl insanlar tarafından yönetildiğimizi gördükçe yine de bugün olduğumuz noktaya şükrediyorum...
Yukarıdaki ekran resminde Siirt Valisi'nin Twitter'dan ABD Başkanı Barack Obama'ya attığı mesajı görebilirsiniz...
Yorum gerekli mi!!!
https://twitter.com/Siirt_Valisi/status/281486794682413058
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Aralık 2012 Perşembe
18 Ekim 2012 Perşembe
Türkiye’nin Ortadoğu serüvenleri
Son dönemde Türkiye Kuzey, Güney ve Doğu sınır komşularıyla
Suriye konusunda tamamen ters düşmeye başladı. İran’ın uzun zamandır Suriye
devletine yardım ettiği açıkça biliniyor. Öte yandan Rusya’nın da Suriye
devletinin yanında olduğu uzun zamandır ortada. Öte yandan geçtiğimiz günlerde
Irak Başbakanı Maliki’nin Moskova’ya yaptığı ziyaret de ayrı bir önem taşıyor. Maliki
uzun süredir Suriye’de tarafsız bir siyaset yürütme iddiasında ve krizin sadece
Suriye içerisindeki taraflarca dış müdahale olmadan çözülebileceğini söylüyor.
Son olarak İnterfax’a verdiği röportajda bu konudaki pozisyonunu açıkça
belirtiyor ve Türkiye’yi çok tehlikeli oyunlar oynamakla suçluyor.
![]() |
| Maliki ve Putin - Agence France-Presse |
Irak ve Rusya ilişkilerine
bakacak olursak, bu ikili arasında ABD’nin Irak’tan uzaklaşmasından beri bir
yakınlaşma söz konusu. Özellikle Exxon gibi bazı büyük Amerikan enerji
şirketlerinin Kürt yönetimiyle anlaşmaları Bağdat’ı kızdırmış vaziyette. Irak
ve Rusya arasında yapılan 4 milyar dolarlı bulan silah anlaşmaları ve Irak’ın Amerikan
şirketleri yerine Rus petrol ve doğalgaz firmalarını büyük devlet ihalelerine
davet etmesi Bağdat ve Moskova arasındaki yakınlaşmayı açıkça gösteriyor.
Bu çerçevede her iki ülkenin de Suriye konusundaki
tutumlarının benzer olduğunu unutmamak lazım. Öte yandan, Maliki her ne kadar
iddiaları reddetse de İran’dan Suriye’ye Irak üzerinden uçaklarla silah
taşındığı düşüncesi Batı’da hâkim.
![]() |
| İran uçağı - Reuters |
Kısacası Batı komşularımız hariç diğer tüm komşularımızla
Suriye konusunda tam bir görüş zıtlığı içerisindeyiz.İran, Irak ve Suriye hattında var olan Şii eksenine güçlü
bir Rus desteği var. Aynı zamanda Türkiye’de pek sık gündeme gelmemekle beraber
Lübnan’da Şii’lerin önemli bir varlığı bulunmakta. Lübnan’daki bu grubun da
Suriye hükümetine destek verdiğini düşünmek yanlış olmaz.
Bu Şii bloğun
karşısında ise Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’den oluşan bir blok var. Bu
Sünni bloğun görünmeyen lideri ise Amerika’dır. Amerika’nın Suriye’deki rejimin
devrilmesi için verdiği destekten Irak, Libya ve diğer geçmiş deneyimlerden çok
da ders almadığı anlaşılıyor. Aynı şekilde bu kötü örneklerden Türkiye’nin de
pek ders aldığı söylenemez. Almış olsaydı Suriye’deki çatışmaları körüklemeyi
göze alarak savaşan taraflardan birisine destek olmazdı. Suriye’deki durumun
bugün geldiği noktada ise artık çatışmaların Suriye hükümeti ve muhalifleri
arasındaki bir meseleden ibaret olduğunu söylemek doğru olmaz. Nitekim Türk ve
Amerikan hükümetlerinin Suriye rejimi aleyhindeki açıklamalarına karşın
Rusya’nın ve İran’ın bu rejimi açıkça destekleyici sözlerini dikkatlice
değerlendirmek gereklidir. Öte yandan Katar ve Suudi Arabistan Suriye’deki
rejime karşı olduklarını çok önceden belli etmiş olmalarına rağmen bugün
Suriye’deki rejimin baş düşmanı olarak Türkiye gözükmektedir. Türkiye’nin bu
pozisyonu özellikle önemli iktisadi ilişkiler içerisinde olduğu Rusya, İran ve
Irak ile ilişkilerini tehdit edebilir. Unutmamak gerekli ki Türkiye doğalgaz
ihtiyacının büyük bir kısmını İran ve Rusya’dan karşılamaktadır. Öte yandan
Irak hükümeti de her fırsatta Türkiye’nin politikalarından rahatsız olduğunu
belli eden açıklamalar ve davranışlar sergilemektedir. Nitekim bugün
(18.10.2012) gelen bir haber Suudi Arabistan’a çalışmak için giden Türk
işçilerinin gerekli belgeleri ve vizeleri olmadığı gerekçesiyle Bağdat
yönetimince alıkonduğu yönündeydi.
![]() |
| Clinton Asya Pasifik toplantısında - Ajanslar |
Türkiye’nin son dönemde izlediği uluslararası politikalarla
ilgili olarak sıkça tekrarlanmaya başlanan sınır komşularından hızla
uzaklaştığı fikrine katılmamak mümkün değil.
Bu çerçevede Türkiye Ortadoğu yaşamak zorunda ve kalıcı olanın Amerika
değil kendisi olduğunu hatırlaması yararına olacaktır. Nitekim son dönemlerde
Amerikan’ın Asya Pasifik bölgesine yoğunlaşmaya başlaması ve Amerika’da
birçoklarınca da ifade edildiği gibi Ortadoğu’dan uzaklaşma fikri bu ülke
siyasetinde de ağır basmaya başlamıştır.
Yarın bir gün Amerika bu coğrafyadan çıktığında Türkiye şu
anda politikalarıyla yaratmak ve şekillendirmekle meşgul olduğu Ortadoğu ile
baş başa kalacağını unutmamalıdır.
Kaynakça:
Tanguy Struye de Swielande, The Reassertion of the United States in the Asia-Pacific Region (http://www.carlisle.army.mil/USAWC/parameters/Articles/2012spring/Struye_de_Swielande.pdf)
Le Monde
RT News
Agence France-Presse
16 Ekim 2012 Salı
Türkiye’nin yeni oyunu – uçak indirmece
Suriye uçağı F-16'larla yere indirildi
Suriye Uçağı Ankara’ya indirildi
Suriye Uçağı Esenboğa havalimanı’na indirildi
Ermenistan uçağı Erzurum’a indirildi
Son 1 haftanın gazete manşetleri yukarıdaki
şekilde. Hatırlamak gerekirse, Moskova’dan Suriye’ye gitmek üzere havalanan
Suriye Havayollarına ait bir yolcu uçağı Türkiye üzerine geldiğinde Türk savaş
uçakları eşliğinde Ankara’ya inmeye zorlandı. Gazetelerden ve ‘’büyük’’ büyük
devlet adamlarımızın söylediklerinden anladığımız kadarıyla uçakta sivil havacılık
kurallarına aykırı ‘’bazı unsurlar’’ bulunduğuna dair istihbarat gelmiş ve bu
sebepten ötürü uçak kontrol amacıyla Esenboğa’ya indirilmiş. Sonraki günlerde
Türkiye’nin, Rusya’nın ve Suriye’nin uçakta bulunan malzemelere dair farklı açıklamaları
oldu. Gazetelerden aldığımız kısıtlı bilgiler bu yöndeyken olayın hukuki
tarafına dair neredeyse hiçbir şey söylenmemiş olması çok ilginç. Başka bir
ülkeye ait uçağı zorla indirmek sık yaşanan bir şey olmadığına göre konuyu
derinlemesine değerlendirebilmek için bazı bilgilere hakim olmak yararlı
olabilir.
![]() |
| Esenboğa'ya indirilen Suriye uçağı |
Öncelikle son bir haftadır
gündemimizi meşgul eden konunun uluslararası hava hukuku alanına giren bir konu
olduğunu bilmek lazım. 2nci Dünya Savaşı sırasında 1944’te Şikago’da imzalanan
andlaşmalar ile havacılık ile ilgili temel kurallar oluşturulmuştur. Hava
hukukuna göre bir ülkenin üstündeki hava sahası, ulusal hava sahasıdır ve bu ülkenin
tam egemenliği mevcuttur. Şikago sivil
havacılık andlaşmasının 4’üncü maddesine göre sivil uçaklar sivil olmayan
amaçlar için kullanılamazlar. Öte yandan Türk Dışişleri Bakanlığının uçak
indirmeye ve aramaya dayanak olarak kullandığı 35’inci madde kargo
taşımacılığının sınırlarını çiziyor; bu maddeye göre savaş mühimmatları ve savaş
gereçleri hava sahası kullanılan ülkenin izni olmadan bu ülkenin hava
sahasından geçirilemez.
Suriye uçağında silah veya
benzeri ekipmanların olup olmadığını bizlerin bilmesi mümkün değil, fakat yukarıda bahsedilen 2 madde Türkiye’nin
davranışlarına sağlam bir hukuksal dayanak sağlıyor. Öte yandan unutmamak lazım
ki bu gibi olaylar salt hukuksal olaylar değil, siyasi hareketlerdir. Türkiye
her ne kadar hukuksal olarak haklı olsa da, bu hareketinin siyasi sonuçları
doğuracağının da farkındadır muhakkak.
Gazetelerimizde pek yer bulmasa
da Rusya’da Türkiye’nin bu davranışı haliyle pek hoş karşılanmadı. Özellikle Ankara’daki
Rus diplomatların uçaktaki Rus vatandaşlarıyla iletişim kurmalarına izin
verilmeyişi ve Türk hükümetinin uçakta Rus devlet şirketince üretilmiş silah
ekipmanları olduğuna dair iddiaları Rus Dışişleri Bakanı Lavrov tarafından kesin
bir dille reddedildi.
Bu gelişmelerin ne tür sonuçlar doğuracağını
şimdiden kestirmek zor fakat umarız ki Türkiye aleyhine sonuçlanmasın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




