17 Kasım 2012 Cumartesi

Dış odaklar, iç odaklar, canavarlar...



    Bir ülkede normalde sadece kaçıkların veya az sayıdaki aşırı uçlardaki insanların inanabileceği komplo teorilerine eğer tüm toplum inanmaya başlamış ve ciddiye alıyorsa o toplumun ruh sağlığının pek iyiye gitmediği ortadadır…

     Maalesef bu durum bence bugünün Türkiye’sini yansıtıyor. Bugün hangi sosyal çevreden gelirseniz gelin meşrebinize uygun bir komplo teorisi var…

    Son günlerin moda söylemi ara sıra tekrarlanan Özal’ın birileri, Devlet, bilinmeyen güçler, Ergenekon, Amerika, onlar veya bunlar tarafından öldürüldüğünün anlatılması. Örneğin Anavatan Partisi Genel Başkanı Çelebi bugün gazetelere demiş ki: “ (Özal) Dış ve iç odaklar tarafından ortaklaşa bir sistemle öldürüldüğünü düşünüyoruz”.  Mesele Çelebi veya bir başkasının bunu demesi değil. Mesele bu ülkede insanların büyük bir çoğunluğunun yaşanan olaylarda suçlamak için ya dış odakları, ya iç odakları, ya da daha iyisi her ikisini birden işaret etmeleridir. Ama her ne nedense kimse net olarak kimler olduğunu söylemez bu odakların. Zaten söylenebilecek bir şey de yoktur. Önemli olan herhangi bir konu hakkında yorum yapmak ve yorumunu desteklemek için de odakları devreye sokmaktır. Böylece insanlar yorumu yapanın ağzının içine bakarlar ve onun gerçekten bir şeyler bildiğini ama ‘’bazı sebeplerden’’ söyleyemediğini düşünürler. Bu sadece Özal’ın ölümüyle ilgili tartışmalarda geçerli değil tabi. Örneğin hükümetimiz sık sık odaklar dalına tutunurlar. Ne zaman ters bir şey olsa bazı odaklar devrededir. Hele ki hükümetimiz aleyhine olsun, maazallah kesin bazı odaklar bazı şeyler yapmıştırlar. Ayrıca bir diğer kaçıklığımız da olan her şeyin arkasında birilerini aramaktır. En güncel örneğimiz de Özal vakası; bazı odaklar öldürmüşler miş miş miş… Yahu olabilir, belki öldürülmüştür. Ama nasıl insanlar bu kadar kesin emin konuşabiliyorlar. Suikastmış, zehirlemeymiş…  Özal’ın zaten 1.60 boyu ve 100 küsur kilosuyla pek de sağlıklı bir şekilde 100 yaşını görmesi pek beklenemezdi herhalde!!!

   Maalesef bizleri esir alan delilik gün geçtikçe daha fazla kabul görüyor. Daha önceden doğal kabul edilebilecek hadiseler Türkiye’de gün geçtikçe esrarlı hale geliyor ve, fantezi dünyasıyla gerçek dünya karışmaya başlıyor. İşin en garip ve bence korkunç tarafı, koca koca insanların, fanteziyle gerçeği ayırt edememeleri.

    Eskiden hatırlarsınız bir trafik canavarımız vardı. Eskisi kadar olmasa da hala arada sırada gazetelerde kendisini görürüz.  Neydi bu trafik canavarı? Yollarda insanları öldüren, trafik kazaları yaptıran, ya da yapan bir şey… Bir canavar. Oysa ki canavar manavar yoktu: canavar bizlerdik. Ama yine şizofrenik düşünce yapımız devreye girmiş ve trafikteki suçu bir canavara yüklemiştik.
Garip gerçekten garip… Ama işin daha ilginci deliliğimiz gün geçtikçe artıyor. Ülke topluca komplo teorisyeni oluyor.

16 Kasım 2012 Cuma

İsrail, Hamas bitmeyen nefret...



     İsrail ile Filistin arasındaki çatışmalar ve kavgalar hakkında yazmak epey zordur. Zordur çünkü elle tutulur bir yazı karalamak isterseniz bölgenin tarihinden halklarına, haklarından günümüz siyasetine kadar pek çok konuyu bilmeniz gerekir.  Ayrıca her gün bölgede yeni gelişmeler oluyor. Nitekim geçtiğimiz Çarşamba günü İsrail ordusunun Hamas’ın askeri kanadının liderlerinden Ahmed Cabari’yi Gazze’de bir füze saldırısıyla öldürmesi bölgeyi tekrar hareketlendirdi. Cabari’nin öldürülmesinin ardından Hamas da İsrail’e tekrar roketler ve füzeler göndermeye başladı.

Cabari'nin paramparça olan aracı. Ali Hassan/Reuters /Landov
     Göreceli olarak sakin olan İsrail’in ticari merkezi Tel Aviv de füzelerden nasibini aldı ve Körfez savaşından beri ilk defa halk füzelere karşın sirenlerle uyarıldı.

Tel Aviv'e füzelerin düşmesiyle sirenler insanları
saldırılardan korunmaları için uyarıyor.
Fotoğraf Dana Kopel
     Karşılıklı saldırıların sürmesi sonucu Mısır Başbakanı Hişam Kandil ateşkes sağlanabilmesi için bugün (Cuma) Gazze’yi ziyaret ediyor. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Hişam’ın Gazze’yi ziyareti sırasında İsrail’in Hamas’a yönelik harekâtına ara vereceğini söylemişti. Fakat sabah Hişam’ın Gazze’ye gelişinden kendilerine yönelik füze saldırılarının sürmesi sonucu İsrail de Gazze’ye tekrar füzeler göndermeye başladı. 

    Tüm bu gelişmeler olurken bölgedeki ve dünyadaki siyasi aktörler de dünya görüşlerine ve oynadıkları seyircilerin menşeine göre açıklamalar yapıyorlar. Ülkemizin siyasileri elbette kendilerinde bekleneceği gibi derhal mazlum Müslümanların yanında yer alıp İsrail’in canavarlığından ve teröristliğinden dem vurup, İsrail’in seçim yatırımı yaptığını vurguluyorlar.  Öte yandan İngiliz Dışişleri Bakanlığı da karşıt bir açıklamayla Hamas’ın bu olayların temel sorumlusu olduğunu ifade edip, özellikle İsrail’in Güneyinde yaşayan İsraillilerin Hamas’ın füze tehdidi olmadan yaşamlarını sürdürebilmelerinin zorunlu olduğunu söylüyor. 

BBC'den alınan bu çizim Hamas'ın roketlerinin menzilini gösteriyor
       Hatırlarsanız birkaç sene evvel Türkiye İsrail ile Filistin arasında arabulucu olmaya çabalıyordu. Sonrasında İsrail ile aramız bozulunca bu sefer Türkiye ile İsrail arasına arabulucular girmeye başlamıştı. Şu sıralarda Türkiye’nin yapamadığını Mısır yapmaya çalışıyor gibi gözüküyor. Başbakanlarının Gazze’ye gitmesi, ateşkesi sağlamaya çalışması olumlu bir çaba gibi. Her ne kadar Hişam Kandil daha çok Filistinliler lehine açıklamalar yapsa ve İsrail’i olaylardan sorumlu tutsa da, bu açıklamalar daha çok kendi kamuoyunu tatmin yönelik olduğunu hissediyorum. Nihayetinde Mısır’ın Batı’nın ve özellikle de ABD’nin siyasi ve ekonomik desteğine ihtiyacı var. Bu destek de ancak Mısır’ın İsrail’e yönelik dengeli bir politika izlemesi karşılığında verileceğinden, Mısır’ın İsrail’e karşı saldırgan bir tutum alması beklenemez. Mısır ve İsrail arasındaki en önemli konunun 1979 Barış Antlaşması olduğunu da unutmamak lazım. Batı ülkelerince Ortadoğu’da barışın sağlanmasında en önemli köşe taşlarından birisi olarak görülen bu barış antlaşmasının Hüsnü Mübarek sonrasında Mısır tarafından sürdürülüp sürdürülmeyeceğine dair şüpheler vardı. Fakat Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi Mısır’ın 1979 Barış Antlaşmasına sadık kalacağını değişik vesilerle ifade etmesi İsrail’i ve Batı ülkelerini rahatlatmıştı. 

    Şimdilik İsrail ile Filistinliler arasında yaşananlar daha önce yaşananlardan çok farklı değil, ama umarız ki olaylar büyümeden taraflar arasında geçici de olsa bir orta yol bulunur ve bölge biraz sakinleşir.  

Hamas'ın füzeleri İsrail'de can yakıyor
İsrail'in füzeleri Gazze'de can yakıyor...