25 Aralık 2019 Çarşamba

Bu bloğu sıkılmalara derman olması için kullanıyorum. Ne zaman çok sıkılsam buraya karalıyorum. Çoğunlukla saçma ıvır zıvırlar.

Eve gitmedim. Kafa dağıtmak istiyorum.
Speak Easy’nin Amerikalı sahibesi yer bulamayan misafirlere yardım ediyor. Speak Easy’nin ne demek olduğunu araştırmıştım bir ara. Yanlış hatırlamıyorsam 30’larda Amerika’da alkol yasaklandığında insanların gizli gizli buluştukları, bar gibi gözükmeyen, “gizli” barlarmış...

Alkol de kötülüklerin anası tabii, söyleyelim. Ama Roku Cin de tüm güzelliklerin babası...  N’apacağız!

Gün içerisinde ne saçma işlerle uğraşıyorum. Daha önce yazdım mı hatırlamıyorum; özel güvenlik işi yapan bir şirkette çalışıyorum. Son derece sıkıcı bir iş; şirkette hep söylediğim bir laf var. Hiçbir katma değeri olmayan bir sektörde iş yapıyoruz. Yabancı bir şirket olduğumuzdan dışarıdan epey havalı da gözüküyoruz. Ama inanamazsınız ne kadar anlamsız bir iş yaptığımıza.

Dünyayı kurtardığını düşünen bir sürü polis ve asker eskisi... Dünyaya katkımız sıfır... Nada... Niet

11 Kasım 2019 Pazartesi

Bir Beyaz Yakalının Hazin Öyküsü

Merhaba,

Bu blogu daha çok kendime notlar düşmek için yazıyorum ilk başladığımdan beri. Pek düzensiz ve sırasız yazıyorum. Dolayısıyla dışarıdan ve hatta benim açımdan kopuk kopuk notlar oluşuyor.
Olsun yazabilmek de iyi.
Bu yazıya da başlamışım ama müsvedde'de bırakmışım. Şu anda işte, TED Talks izliyorum, halbuki ilgilenmem yapmam gereken tonla iş var, ihale var.
Neden bıraktım, neden ilgilenmiyorum... Çalışmayı sevmediğimden değil, tam tersine, çalışmayı bir şeyler üretmek huzur veriyor, fakat bunun için çalıştığın yere, yaptığın işe inanman gerekiyor. Bu ne iş yerime saygı duyuyorum, ne yaptığım işe inanıyorum.
Son senelerde yaptığım işin anlamsızlığını görmeye başladım. Aydınlanma mı dersiniz, farkındalık mı bilmiyorum, ama gördüğüm şey şu; senelerce çalışıyorum, çalışacağım, ortalama bir pozisyonda, ortalama bir maaşla, her sabah kravatımı takarak, şirket arabama binerek, birilerinin aldığı kararları dinleyerek, uygulayarak ve sahte bir saygıyla bunu senelerce yapmalıyım.

Niye? Parçası olduğum koca şirketin hissedarları sene sonunda para kazansın, hisseleri değer kazansın, CEO'muz sene sonunda alacağı yüzbinlerce liralık bonusunu garanti etsin, yöneticilerimiz havalı arabalarına binmeye devam etsin, ben de benden daha aşağıdakilerin üstüne daha fazla binerek yaşamımı devam ettireyim diye. Ve tabi paraya ihtiyacım olduğu için; kendi kurduğum kurguda kızımın ve evimin ihtiyaçlarını karşılamam lazım. Bunu da uzun seneler yapmalıyım.

chaplin machine ile ilgili görsel sonucu
Büyük şirketler aslında eskinin memurluğunu sunuyor... Bazı eksilerle birlikte. Temel olarak içine girip, şöyle böyle bir yaşam sürüp emekli olup gidiyorsun. Fakat ne hayata ciddi bir katkın oluyor, ne maddi anlamda refaha ulaşıyorsun, ne de genel olarak tatmin oluyorsun yaptığın işten. Devasa bir makinanın çok da önemli olmayan bir dişlisi olarak hayatını sürdürmen lazım.

Charlie Chaplin'in Modern Times filmi var; belki tekrar izlemeli, çok iyi hatırlamıyorum zaten. Şimdi izlemek daha fazla anlam verebilir.

Bu yazıya başlarken odamda oturuyor ve sıkılıyordum şimdiyse gereksiz bir toplantıda yöneticimize rapor veriyoruz. Herkes ciddi ciddi dünyayı kurtarıyor. Halbuki az önce kendisini beklerken biraz daha gerçek karakterlerimize bürünmüş, nispeten keyifli sohbetler ediyorduk. Odaya girdi, ve herkes dünyayı kurtarmaya başladı. Bilseler ne kadar sıkıldığımı, ve konuştukları konuları hiç ama hiç umursamadığımı. Zaten yaptığımız işe de saygı duymuyorum, her ne kadar çalıştığım yabancı şirket kendisinin dünyanın en önemli işini yaptığını zannetse de.

Konuşma sırası bana geliyor...

Blogu bırakıyorum...




2 Temmuz 2019 Salı

Türkiye'nin otomotiv krizi...

Uzun süredir otomotiv sektörü hakkında yazılar yazmak isteyip, üşengeçliğime yeniliyordum...

Böyle yazmışım 2018'de. ve devamını bile getirememişim. Bugün Temmuz ayının ilk günü, 2019; ve Türkiye'de otomotiv sektörü çok zor günler geçiriyor.

Bugün Türkiye'de büyük ölçekte üretim yapan 12 otomotiv firması var. Bunların bir kısmı sadece binek araç, bazıları da sadece kamyon, otobüs ve minibüs gibi ticari araçlar üretiyor. 2018'de toplam üretim 1 milyon 550 bin 150 adet olmuş. Bu rakam bir önceki seneye göre %9 daha düşük.
2019 ve 2018'in Ocak-Mayıs ayları arasındaki otomotiv üretimlerini kıyasladığımızda ise durum daha da kötü; 2018'de 712.022 adet araç üretilmişken 2019'da aynı dönemde bu rakam %12,1 düşerek 625.946 olmuş.

Üretimin düşüşü ne yazık ki dış talebin azalması değil, Türkiye'deki pazarın daralması sebebiyle oluyor. Sadece üretim düşmüyor, satışlar da son 3 senedir sürekli düşüyor. Aşağıda ODD'nin 2018 ve 2019'daki satışları kıyasladığı bir grafik bulunuyor. 2018 Nisan ayından itibaren bir önceki senenin aynı dönemine oranla düşen bir üretim grafiği Türkiye'deki otomotiv sektörünün geldiği noktayı gösteriyor.


Tabi otomotiv sadece otomobil fabrikalarını veya bayileri ve servisleri ilgilendiren bir sektör değil. Fabrikalar için üretim yapan büyük bir yan sanayi var Türkiye'de ve üretimin düşmesiyle bu sektörde de çarklar dönmemeye başladı.
Yan sanayi sektörü nefes alabilmelerini muhtemelen yaptıkları ihracata borçlular. Bu sektörü ilerleyen günlerde daha detaylı incelemeye ve verilerle gidişatı göstermeye çalışacağım.

Sevgiyle kalın,

CU

Biraz yazma ihtiyacı

Bir blog yapma fikri ilk aklıma geldiğinde içeriğini epey düşünmüştüm. Biraz uluslarası ilişkiler, biraz siyaset, biraz güncel konular olsun istemiş ve yazdığım üç beş yazıda bu minvaldeydi. 
Kaç sene oldu bilmiyorum yeni bir yazı yazmayalı. 
o zamanlar uluslararası ilişkilere merakım vardı, dünyaya merakım vardı. Bugün ise bu meraklarımın birçoğunu ya kaybettim ya da ilgilensem bile odaklanıp anlamaya vakit ayıramıyorum.
Bu seneler içerisinde hayatımda büyük değişiklikler oldu. Buraya yazmaya başladığımda evlimiydim bilmiyorum ama 2010'da evlendim, 2016'da kızımız dünyaya geldi. Aynı sene şu anda çalıştığım iş yerinde çalışmaya başladım.  2018'de babamı kaybettim. Bu dönemde Türkiye de epey türbulanslı bir dönemden geçti ve halen de geçiyor. 
2016'nın ortasında gerçekleşen darbe girişimi, öncesinde sağda solda patlayan bombalar ve son iki senedir artan bir ivmeyle hayatımızı zorlaştıran ekonomik kriz. 
Bu sene kızımız okula başlıyor...
Ne çok önemli değişiklik.
Hayat akıyor.
Paylaşmak istedim.

Sevgiyle kalalım.